OYUN - TİYATRO - ÇOCUK TİYATROSU - İ.B.B ŞEHİR TİYATROSU

İnsan oyun oynayan varlıktır (Homo Ludens – Johan Huizinga)

Varoluşundan bu yana insanın, oyun oynama güdüsü ile av sahnelerinden başlayarak kendini ses, devinim ve taklitle ifade etmesi, üyesi olduğu toplulukla eylemlerini mağara duvarlarına resmederek iletişime geçmesi, doğa ile barışık olmak adına oluşturduğu rit, mit gibi inanç temelli unsurları oyunsu eylemlerle kültürel aktarıma dönüştürmesi tiyatronun ilkel formlarını oluşturmuştur. Zamanla bu anlatım ve aktarım unsurları dramatik bir yapıya kavuşarak Antik Yunanda tragedyaları var etmiş, “Teatron – Görme Yeri” bunların sergilenip izlenme yeri haline gelmiştir.

Çağlar boyunca dönüşüp değişen ve gelişen tiyatro sanatı, bir yanıyla öykü anlatıcılığına soyunurken diğer yandan da toplumsal yapının aksayan yönlerine ışık tutup farkındalık geliştirmiş, izleyicisine anlama, algılama, gülme ve sonuç çıkarma ekseninde seyir ortamı sağlamıştır.

Toplumsal bir ihtiyaç olarak hayatın içinde yer edinen tiyatro sanatının hayata dair bilinç oluşturma, bireyi olumlu yönde geliştirme ve toplumsal hayatı etkileme konusunda önemli bir işlev gördüğü düşünüldüğünde toplumların değişim ve gelişimine katkıda bulunan bireyin bilimsel bilgiler yanı sıra kültür sanatla beslenmesi de önem kazanmıştır.

Bunu fark eden toplumlar geleceklerine şu ya da bu gerekçeyle yatırım yapma düşüncesiyle, içinde tiyatro oyunlarının da olduğu kültür sanat faaliyetlerine çocukluktan başlama düşüncesini geliştirmişler, böylece ortaçağ Avrupa’sı kilise koro okullarında eğitim gören çocukların dinsel ve klasik Latin oyunları oynaması, çocuklara yönelik tiyatro faaliyetlerinin kökenini oluşturmuştur.18. Yüzyıl’da Fransa’da, 19. Yüzyıl’da ABD’de, 20. Yüzyıl’da S.S.C.B ‘de başlayan çocuk tiyatrosu faaliyetleri Osmanlı imparatorluğunda da başlatılmış II.Meşrutiyet döneminde çocukların tiyatro yapmaları ve tiyatro ile eğitilmeleri amacıyla devrin Milli Eğitim bakanlığınca (Maarif-i Umumiye nezareti) tiyatro ilkokullara ders olarak konmuştur. “Çocuklar İçin Temsil”, “Mektup Tiyatrosu” gibi   oyunlar yayınlanmış, mektep temsillerinin “Usul-i Tedrisi” başlıklı talimatname, Darü’l bedayi-i  Osmani (Güzellikler evi)’nin 27 Ekim 1914 tarihinde Belediye başkanı Cemil Topuzlu Paşa tarafından İstanbul Belediyesi bünyesinde konservatuar olarak açılması sonrası 1915 yılında yürürlüğe girmiştir. 1935 yılında Muhsin Ertuğrul öncülüğünde İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosunda çocuklara yönelik tiyatro faaliyetleri yeniden başlatılmıştır.

Benim kanımca, seyircisini çocukluk çağından yetiştirmeye başlamayan şehirler, ileride tiyatrolarına seyirci bulamayacaklardır. Bugünün çocuğu yarının genci, ilerinin aydın seyircisidir. Bugün İstanbul şehri tiyatrolarına seyirci ve oyuncu buluyorsa, bunun kaynağını dünkü Çocuk Tiyatrosunda ve öğrenci oyunlarında aramalıdır. Bu bakımdan tiyatronun en önemli sorunu “Çocuk Tiyatrosu” dur. 

(Muhsin Ertuğrul)

Yazılarından alıntılanan bu bölümde, Muhsin Ertuğrul’un yeni cumhuriyet ideallerinin de coşkusu ile çocuk tiyatrosu yapılanmasında önceliği tiyatronun gelecekteki aydın seyircisinin oluşturulmasına verdiği, zamanla bu düşüncenin yanına şehir tiyatrosuna çocuk oyuncu yetiştirme düşüncesinin eklendiği gözlenmiştir. 

3 Ekim 1935’te Mehmet Kemal Küçük tarafından yazılan “İlk Tiyatro Dersi” oyunu ile başlayan çocuk tiyatrosu serüvenine çocuk oyunlarında da yer alan öğretmen, yazar, oyuncu Ferih Egemen öncülük ederek Selim Naşit, Adile Naşit, Suna Pekuysal gibi oyuncular bu dönemde yetişmiş, ilk on yıl boyunca yalnız yerli oyunların sergilendiği düzenli çocuk oyunu programları başlatılmıştır.

Çocuk Tiyatrosu kapsamında üretilen nitelikli oyunlar, çocuğun zihinsel aktivite, dil ve kişilik gelişimine, hayal gücü, farkındalık, duyarlılık, sorumluluk, eleştirel düşünme, etik değerler, eşitlik, özgürlük, empati gibi kavramları içselleştirmesine ve geleceğe hazırlanmasına katkı sağlar.

Bugün çocuk oyunu üreten ve sergileyen profesyonel yaratıcı ve uygulayıcılar;

Çocuk Tiyatrosunun temel amacının çocukların mutlu, meraklı, bilgi ve bilinç düzeyi yüksek bireyler olarak yetişmesini desteklemek olduğunu,

Bu doğrultuda üretilecek işlerin pedagoji, psikoloji, sosyoloji bilimi ve uzmanlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini,

Çocuğun yaş grubuna uygun oyun üretilmesini, 

Sanatsal ve estetik düzeyin, sahne - salon iletişiminin ve oyuna yönelik 

dekor, kostüm, aksesuar, ışık, efekt v.b buna göre düzenlenmesini,

Oyun süresince çocuğun merak ve ilgisinin en üst düzeyde tutulma tekniklerini, iletinin yaş grubuna uygun biçimde oyun içine serpiştirilmesini,

Oyunun farklı sanatsal disiplinleri (Kukla, gölge, dans, mim, müzik vb.) aracılığı ile zenginleştirilmesini,

Dolayısıyla çocuk oyunlarının dramatik yapısının, kurgusal özelliklerinin ve uygulama tekniklerinin çocuğun dünyasına uygun şekillendirilmesini önceki kuşakların iyi niyetli çabaları yanı sıra çok daha fazla önemseyeceklerdir.

Bir atasözü; Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler. 

Günümüzde Çocuk Tiyatrosu için üretilecek oyunları salt ticari faaliyet olarak gören, bu yaklaşımla okulları dolaşarak “bavul tiyatrosu” olarak tariflenen oyunlar sergileyen ve bu alanın kirlenmesine, yozlaşmasına yol açan “amatör” etiğine bile uymayan bir kısım fırsatçılar çocuk tiyatrosuna büyük zarar vermektedir. Ne yazık ki bu ticari faaliyet bir kısım okul yönetimlerince de benimsenmekte ve çocuklar tiyatro adına hiçbir değer taşımayan seyir işkencesi uygulamalarına maruz bırakılmaktadır. Yanı sıra bugün bazı Çocuk Tiyatroları büyük sermayenin yönlendirmesine açık hale gelmiş olup alışveriş merkezlerinde marka, mekan, firma tanıtımlarına aracılık ederek esas amaç ve faaliyetinden uzaklaştırılmıştır.

Olumsuz örnekler çoğaltılabilir ve dönüştürüp değiştirmek etkili bir genel kültür politikasının konusu olabilir.

İ.B.B Şehir Tiyatrosu Yetişkin Tiyatrosu yanı sıra Çocuk Tiyatrosu uygulamalarına düzenli, samimi, özverili ve toplumsal sorumluluk çerçevesinde devam etmektedir. Bu alana kurum içinde emek veren, katkı sunan oyuncular, oyuncu yazarlar, tasarımcılar, dramaturglar, yönetmenler olmuş ve Çocuk Tiyatrosu, Şehir Tiyatrosunun ana gövdesi içinde yolculuğuna devam etmiştir. 

Ayrıca tiyatro sanatı genel kültürü vermek ve çocuk oyuncu yetiştirme amacıyla Neş’e Erçetin tarafından Çocuk Eğitim Birimi hayata geçirilmiş, Şehir Tiyatrosu sanatçıları arasından dönüşümlü eğitimci kadrosu ve birim sorumlusuyla faaliyetler bugüne kadar sürdürülmüştür.

Çocuk Tiyatrosu önemi ve nasıl yapılması gerektiği konusu detayları ile hala tartışmalı olsa da ana hatları ile bilinmekte fakat Şehir Tiyatrosu yapılanması gereği bu alan önceden bahsedildiği gibi ana gövde içinde sıkışmış olarak yer almaktadır. Zaman zaman özellikle “Çocuk Oyunu Oyuncuları” konusunda bazı uygulamalar denenmiş olsa da sonuç değişmemiş, Çocuk Tiyatrosu alanı tamamen ayrı bir alan olarak özerk bir yapıya kavuşamamıştır. Bugün kaçınılmaz olarak, 

* Şehir Tiyatrosunda çocuklar yetişkinlerin oturduğu ergonomisi onlara uygun olmayan koltuklarda oturmakta, bazı salonların mimarisi gereği sahne de olan biteni sağlıklı izleyememekte,

* Çocuk oyunu oyuncu kadroları yetişkin oyunu kadrolarından seçilmekte,

* Yazar, yönetmen, besteci, koreograf gibi yaratıcı alanlar kişisel ilgi ve deneyimlere göre şekillenmekte,

* Çocuk oyun metinleri, dramaturgların ve edebi kurulun rapor ve değerlendirmeleri sonrası sahneleme sürecinde pedagog desteğinden yoksun kalmakta,

* Işık, ses, efekt gibi teknik alanlar yoğun tiyatro programı içinde Prömiyer günü uygulandığı gibi sürdürülmek istense de zaman zaman erozyona uğramakta,

* Atölyelerin ve sahne teknik ekiplerinin imalat, dekor kurma – kaldırma, sahneler arası nakliye, depolama, bakım-onarım, yedekleme, kostüm ve aksesuarların uygun koşullarda saklanması iş yükünü artırmakta, zaman ve enerji kaybına yol açmaktadır.

Dolayısıyla çocuğu tanımak anlamında bilimin ışığı ve yönlendirmesi ekseninde;

* Çocuk Tiyatrosunun genç oyuncuların ve yönetmen adaylarının tecrübe kazanma alanı olarak görülmediği, 

* Çocuğu aydın sorumluluğu kapsamında görmeyen, oyun içinde olmaktan mutlu olmadığı gibi keyfe keder davranan oyunculardan arındırılan,

* İzleyici yaş kategorisinin bilimsel yaklaşımla tespit edildiği,

* Oyunun müzik, koreografi, reji yaratıcılarının ortaya koydukları işlerle kendilerini tekrarlamayıp başka bir seviyeye taşıdığı,

 * Oyuncular tarafından uyarıcı, azarlayıcı sözler ile değil, iyi düşünülmüş eylem ve söz dizgeleriyle çocukların ilgi, merak ve yoğun dikkatle oyun süresince sahneye odaklanmalarının sağlandığı,

* Öğrencilerini tiyatroya oyun izlemeye getiren öğretmenlerin pedagojiyi dışlayan davranışlarının eleştiriye tabi tutulduğu,

* Ebeveynlerin oyun yaş grubuna uygun olarak çocuğunu tiyatroya getirmesi için etkili biçimde bilgilendirildiği,

* Özel beceri ve tecrübe isteyen geleneksel ve modern sanatların (Kukla, Gölge, Pandomim, Sirk sanatları, Dans, Müzik, Şarkı, Enstrüman) kişisel çaba yanı sıra oyuncuların eğitim süreçlerine eklendiği,

* Sinemasal ögelerin, tiyatronun başta imgelem olmak üzere konvansiyonel araçları tamamen tüketilmeden sahneye egemen olmadığı,

* Oyunu oluşturan tüm yaratıcı unsurların bütünden kopuk değil, bütünü tamamlayarak sahnede yerini aldığı,

 Yeni özerk bir Çocuk Tiyatrosu yapılanmasına ihtiyaç vardır.

Tüm yönetici, yaratıcı ve uygulayıcı kadroları, sahneleri, atölyeleri, depoları, her türlü araç gereç ve ihtiyaç duyulan insan kaynağı ana gövdeden bağımsız, sadece şehrin değil, ülkenin tamamına hitap edecek model oluşturan, bütçesi genel bütçe içinde olsa da yıllık oyun programları ve diğer kültürel etkinlikleri ve iç eğitim çalışmalarını, turneleri oransal olarak karşılayacak düzeyde olan, kendi yönetmeliğine sahip Çocuk Tiyatrosu; Geçmişin özverili samimi çabalarını geleceğe taşıyan, bilimi, tecrübeyi, farklı yeni yaratıcı önerileri hayata geçiren, farklı sanat disiplinlerini süzgecinden geçirerek sahneye taşımayı önceleyen, çocuğu hitap edeceği kitle olarak merkezine alan örnek bir model olacak, Yetişkin Tiyatrosu da kendi içinde daha rahat ve etkili uygulanabilir hale gelecektir.

İlk çocuk temsiline 15 kadar çocuk gelmişti, sahnede ve orkestrada 45 kişi vardı. Bugünün en büyük sanatçıları ve şöhretli orkestra üyeleri bu temsile katılmıştı. Temsil bittikten sonra bu büyük sanatçılar bana karşı buruldular. 15 çocuğa oyun oynamak ağırlarına gitmişti. Bu temsilde öğretmen rolünü oynayan Neyire Neyir hatıra defterine o gün için “15 çocuk vardı…Bir rezalet!” diye yazmıştı. Ben bu adımın ilerleyeceğine emindim, hiç ümit ve cesaretim kırılmadı, dayandık...

Bugün eksikliğini duyduğum tek şey her gün çocuk oyunları gösteren ayrı bir binada Çocuk Tiyatrosu kuramayışımızdır. 

(Muhsin Ertuğrul , “Çocuk Tiyatromuz 46 Yaşında 1935 -1981”) 

 

Tartışmaya vesile olması dileğiyle… Eftal Gülbudak