12 Eylül 1980 askeri darbesi ile bir çok kamu kuruluşunda yapılan acı reçeteler İstanbul Şehir Tiyatrosuna da yansımış oldu. Darbe ile İstanbul Belediye Başkanı olan Korgeneral İsmail Hakkı Akansel o yıllarda Türk tiyatrosunun yaşayan en eski ve Muhsin Ertuğrul ile beraber kuruluşundan beri Şehir Tiyatrosunda bulunmuş, çok sevilen bir komedi oyuncusu olan Vasfi Rıza Zobu’yu önce Müfettiş ( Denetçi ) ünvanı ile Şehir Tiyatrosunun başına atadı. Zobu kuruluş yıllarından itibaren yönetici, oyuncu ve yönetmen olarak Şehir Tiyatrosu’na hizmet etmiş bir sanatçıydı. Bu göreve atandığında yaşı 80 civarındaydı. Kısa bir zaman sonra da Zobu Genel Sanat Yönetmeni olarak atandı.
19 Aralık 1980 tarihinde 14 Sanatçı ve 1 Teknisyenin işine Sıkıyönetim yasasının 1402 no’lu maddesine istinaden son verildi. Aynı madde ile üniversitelerde de bir çok öğretim üyesinin işine son verildi. İşten çıkartılanlar hiç bir hak iddia edemiyordu. Bu madddeye istinaden işten çıkartmalar 28 Şubat 1981 ve 3 Aralık 1983 tarihlerinde de devam etti. Bu süre zarfında yaklaşık 25 sanatçı ve teknisyen Şehir Tiyatrolarından ihraç edildi.
1984 yılına gelindiğinde tekrar ülke genelinde seçimler yapıldı ve Anavatan partisi Tutgut Özal başkanlığında iktidara geldi. 25 Mart 1984 tarihinde yapılan Yerel Seçimler sonrasında da yine Anavatan Partisinden Bedrettin Dalan İstanbul Belediye Başkanı seçildi. 30 Mayıs 1984 günü de 82 yaşında olan Vasfi Rıza Zobu İstanbul Şehir Tiyatrosu genel sanat yönetmenliğinden istifa etti.
7 Ağustos 1984 günü Bedrettin Dalan tarafından İstanbul Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliğine Gencay Gürün atandı ve Şehir Tiyatrosu tarihinde “Gencay Gürün Dönemi” olarak anılacak ve 10 yıl sürecek yeni bir sayfa açılmış oldu.
Gencay Gürün o dönem İstanbul sanat çevresi tarafından pek bilinmeyen bir isimdi. Yalnızca fransızca ve ingilizceden yaptığı oyun çevirilerinden tanınıyordu. Notre Dame de Sion Fransız lisesinden sonra , Ankara Hukuk fakültesini bitirmiş Londra’da siyasi bilimler okumuştu. Emekli büyükelçi Kamuran Gürün’ün eşi idi. Eşinden dolayı sefirlik de yapmış olan Gürün Türkiye’ye döndükten sonra Ankara Devlet Tiyatrsosunda Başdramaturgluk ve Genelsekreterlik görevlerinde bulunmuştu.
1984-85 sezonu Cemal/Ekrem Reşit Rey kardeşlerin, Haldun Dormen’in yönettiği “Lüküs Hayat” opereti ile açıldı. Seyirci sayısında müthiş bir artış oldu. Bilet kuyrukları Cemal Reşit Rey konser salonunun önüne kadar uzanıyordu. Bu arada Murathan Mungan, Yıldırım Türker gibi yazarlar dramaturg olarak atandılar. O dönem henüz repertuvar kurulu yoktu tiyatroda. Gürün “güzellikler kapıda başlar” anlayışı ile tiyatronun mekansal sorunlarına da el ettı. Harbiye Muhsin Ertuğrul sahnesinin fuayesine seyirciler için küçük masalar ve bir büfe koydurdu. Fuaye alanındaki camekanları kaldırtarak üzerinde Darülbedayi sembolü olan rubablı perdeler taktırdı. O güne kadar olmayan Genel Sanat Yönetmeni odası yaptırdı ve döşetti.
Gürün zaman içinde konuk yabancı yönetmenler ve oyuncuları tiyatroya davet ederek çeşitli oyunlarda yer almalarını sağladı. Bu davet edilenlere tiyatro içinden itirazlar gelse de aslında 10 yıl içinde sekiz konuk oyuncu tiyatroya gelmişti. Bunlar; Arsen Gürzap, Meral. , Deniz Türkali, Çiğdem Selışık, Zeliha Berksoy, Şirin Devrim, Müşfik Kenter, gibi tanınmış oyunculardı. Yabancı yönetmen olarak Kalyagin, Yeframov ve L.Haifetz gibi Rus yönetmenleri getirdi. Heistfeld’in yaptığı Çehov üçlemesi ( Vişne Bahçesi, Vanya Dayı ve Üç Kızkardeş) Fransız Jean Luis Martin Barbaz’ın yaptığı 1793 ve Tartüffe gibi oyunlar döneme damgasını vurdu.
Eski Harbiye tiyatrosunun fuayesi iki katlı idi. İkinci kat’a yaklaşık 50 kişilik bir cep tiyatrosu yapıldı. ( Ne yazık ki bina yıkılıp yeniden yapıldığında bu sahne yok oldu. Belki bugün yeni bina teknik donanım açısından daha üstün ama eski binanın güzelliği ve sıcaklığı bugün maalesef yok) O zamana kadar tiyatroda gece kuaförü yoktu. Sanatçılar saçlarını yaptırıp tiyatroya gelirlerdi. Yine Gencay Gürün döneminde bu değişti ve her tiyatroya kadın ve erke kuaförler getirildi. Disiplin de çok önemli bir yer tutuyordu artık tiyatroda. Oyuncu genel provada tespit edilmiş saç rengi ve şeklini korumak zorundaydı. Keyfi olarak saç şekli ve rengi değiştirilemezdi. Aslında tiyatro disiplini içinde çok doğal olan bu durum sonradan bozuldu. Bir oyuncu hastalanınca oyun kaldırmak yerine hemen -kim ve hangi rol olursa olsun- başka biri hazırlanırdı. Muhsin Ertuğrul zamanında uygulanan bu gelenek yeniden uygulanmaya başladı. Lüküs Hayat’tan başka müzikaller de sahneye konuldu ( Kuşlar, Evita vs.) O dönem tiyatroda bu duruma karşı çıkanlar olsa da dünyada ve bu tür müzikallerin örnekleri görülmekteydi.

1987 sezonunda Fatih tiyatrosunun adı Reşat Nuri Güntekin, Üsküdar tiyatrosunun adı da Musahipzade Celal sahnesi olarak değiştirildi. 17 Mart 1986 gecesi İstanbul Şehir Tiyatrosunun 70. Yılı görkemli bir şekilde Atatürk Kültür Merkezinde kutlandı. Aynı yıl 19 Haziran gecesi bu kutlamanın devamı olarak Shakespeare’nin “Antonius ve Kleopatra” oyununun galası Rumeli Hisarı’nda yapıldı. Bütün Şehir Tiyatrosu oyuncuları figüranından başrolüne kadar bu geceye katıldı. Aynı tarihlerde “Lüküs Hayat” ve “Aktör Kean” oyunları Azerbaycan’a turneye gitti. 1986’nın Mayıs ayında ilk defa “Genç Günler” organizasyonu yapıldı.
26 Mart 1989’da yapılan yerel seçimlerde Anavatan Partisi ve dolayısı ile Bedrettin Dalan seçimleri kaybetti. Bir çok kentte belediye başkanlıklarını Erdal İnönü’nün genelbaşkanı olduğu S.H.P (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) kazandı. İstanbul Belediye başkanı kulak, burun, boğaz hastalıkları profesörü Nurettin Sözen oldu. Sözen belediye kültür daire başkanı olarak ünlü şair-yazar Hilmi Yavuz’u atadı. Her belediye seçiminde olduğu gibi bu seçimden sonra da bürokrasi ve sanat yönetimi arasında huzursuzluklar ve çatışmalar oldu. Bunların en önemli nedenlerinin başında kurumun bir yasasının olmamasıdır. Tüm bu huzursuzluk ve çatışmalar üzerine 15 Haziran 1989’da Nurettin Sözen tiyatroda bir toplantı yaparak açıklamalarda bulundu. Kısa ve sevimsiz geçen konuşmanın özeti şuydu; “Son günlerde basında sık sık sözü edildiği gibi Gencay Gürün’le ve Şehir Tiyatrosuyla bir problemi olmadığını, kimseyi görevden almayacağını ama gözünün Şehir Tiyatrosunun üstünde olacağını” söyledi.
1 Ağustos 1989 gecesi Harbiye Açık Hava Tiyatrosunda “Evita” müzikalinin prömiyeri yapıldı. Müzikali Gencay Gürün türkçe’ye çevirmişti. Bu müzikalin Şehir Tiyatrosunda oynanmasını çok arzu ediyordu. Zaten o yıllarda dünyanın hemen bütün tiyatro merkezlerinde de sahneleniyordu. Fakat bu eser Şehir Tiyatrosunun kendi olanakları ile yapabileceği bir prodüksiyon değildi. Bir “Rock Opera” olan müzikal büyük bir orkestra, koro ve iyi solistler gerektiriyordu. Müzikalin sponsorluğunu Şehir Tiyatrosu adına Spot Ajans isimli bir şirket yaptı. Yönetmen olarak daha önce de bu müzikali yönetmiş olan Kenneth Urmston getirtildi. Solist olarak Arsen Gürzap, Zuhal Olcay, Füsun Önal, Deniz Türkali, şarkıcı Neco ve Cihan Ünal gbi tanınmış isimler de müzikalin kadrosuna dahil edildi. Devlet Operasından sanatçılar ve dasnçılar da müzikalde rol aldılar. İstanbul seyircisi için gerçekten görülmemiş, görkemli bir gösteri oldu. Fakat bu müzikal ileride Gencay Gürün’ü çok üzecek ve başını ağrıtacak olaylara sebep de olacaktı.
14 Ağustos 1989’ da tiyatronun geleneksel sezon açılış toplantısı yapıldı. Bu toplantıya 1402 sıkıyönetim yasası ile tiyatrodan uzaklaştırılan sanatçıların da hemen hemen hepsi tazminatlarını da geri alarak dönmüşlerdi. Bu toplantıda Gencay Gürün ve dönen sanatçılar arasında Şehir Tiyatrosunun idaresi ve sanatsal yapısı ile ilgili tartışmalar yaşandı. Tiyatroda bunlar olurken basında da sürekli Gencay Gürün’ün “görevden alınacağı”, “makamında usulsüz oturduğu” şeklinde haberler çıkıyordu. Yerli oyun yazarları da kendilerine yeteri kadar önem verilmediğini öne sürerek Gürün yönetimini protesto ediyorlardı. Gazetelerde, Gürün’ün hala Devlet Tiyatroları kadrosunda olduğunu, göreve dönmesi için çağrı yapıldığını, dönmez ise “müstafi” sayılacağına dair haberler çıkıyordu.
Aynı günlerde belediye tiyatronun haberi olmadan yeni bir yönetmelik hazırlığına başlamıştı. Bu yeni yönetmeliğe göre “Repertuvar Kurulu” oluşturuluyor, belediyenin atayacağı tiyatro dışından 2 üye ve sanatçıların seçeceği 2 üyenin de katılımıyla yeni bir yönetim kurulu biçimi getiriliyordu. ( Eski yönetim kurulu Genel Sanat Yönetmeni ve onun seçtiği 3 üyeden oluşuyordu) 19 Mart 1990 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinde bir genel kurul daha yapıldı. Kurul başkanı Burçin Oraloğlu “Şehir tiyatrosu üzerinde oyunlar oynandığını, antidemokratik bir yönetmelik taslağı hazırlandığını” söyledi. İkiyüz kişinin imzasını taşıyan bir itiraz dilekçesi hazırlandı. Belediye başkanı ile görüşmek üzere bir komisyon kuruldu. O gün öğleden sonra başkan ile görüşmeye gidildi fakat başkan görüşmeyi kabul etmedi. Bütün bunlar olurken Gencay Gürün sessizliğini sürdürdü. 20 Mart salı günü yeni yönetmelik belediye meclisine sunuldu ve itirazlara rağmen aynı gün meclisten geçti. Böylece tiyatro müdürü (tabii üye olarak), Genel Sanat Yönetmeni ve diğer yeni üyelerle beraber 7 kişilik yeni bir yönetim kurulu oluşturuldu. 27 Mart 1990 tarihinde de Gencay Gürün Genel Sanat Yönetmeni kadrosuna asli olarak atandı. Yeni yönetmeliğe göre sanatçılar arasında yönetim kurulu ve repertuvar kuruluna atanmak üzere seçimler yapıldı. Arslan Altın ve Haşmet Zeybek yönetim kuruluna, Zihni Küçümen repertuvar kuruluna seçildiler. Sanatçılardan Argun Kınal G.S.Y kontenjanından, belediye hesap işlerinden Necdet Mercan ve kadın doğum uzmanı olan ama o dönem Cumhuriyet gazetesinde yazılar yazan Prof. Dr. Selçuk Erez belediye kontenjanından yönetim kuruluna girdiler. Repertuvar kuruluna ise yazar Pınar Kür, Recep Bilginer ile yönetmen-oyuncu-çevirmen Ahmet Leventoğlu atandı. Kurulun başkanlığını ise Kültür Daire Başkanı Hilmi Yavuz yapıyordu.
Yeni kurul üyeleri ile yaşadığı anlaşmazlıklar, Harbiye Muhsin Ertuğrul sahnesinin tadilatı dolayısıyla belediye ile yaşadığı çatışmalar, “Lüküs Hayat” oyununun Trabzon turnesi öncesi konuk sanatçıların sözleşmelerinin zamanın belediye başkanı Bedrettin Dalan tarafından imzalanmaması, bir zamanlar Gencay Gürün’e bağlı bağzı sanatçılarla yaşadığı uzlaşmazlıklar, kendisine karşı kurum içi muhalefetin artması ve en sonunda Nurettin Sözen’in Gencay Gürün hakkında 1994 yılının başında bir soruşturma başlatması Gencay Gürün’ün Şehir Tiyatrosundaki zamanının dolduğunu gösteriyordu. Gürün, hakkında açılan soruşturmalardan dolayı devamlı rapor almaya ve tiyatroya gelmemeye başladı.
27 Mart 1994 tarihinde yapılan yerel seçimlerinde İstanbul’u Refah Partisi kazandı. Yeni belediye başkanı Recep Tayyip Erdoğan olmuştu. Yeni yönetimin Şehir Tiyatrosu hakkında nasıl bir yol izleyeceği meçhuldü. Bu arada Gencay Gürün Şehir Tiyatrosunun önemini vurgulayan beyanatlar veriyor, paneller düzenliyordu. Yapılan yönetim kurulu seçimleri belediyeden onay alınmadığı gerekçesiyle iptal ediliyor, yenilenen seçimlere müdür ve yardımcılarının müdahaleleri Gürün’ü sinirlendiriyordu. Bir yandan da müfettişlerin incelemesi devam ediyordu.
Sonunda 27 Haziran 1994 günü tatlı acı anılarla geçen 10 yıllık bu dönem Gencay Gürün’ün görevden alınıp Erol Keskin’in göreve getirilmesi ile son buldu. Bundan sonra da nice dönemler açılacak ama hiç biri bu kadar uzun ömürlü olmayacaktı.
Şehir Tiyatrosu gibi tarihi bir kurumun inişler-çıkışlar yaşaması normaldir. Gencay Gürün o dönem için Şehir Tiyatrosunu duraklama döneminden yükseliş dönemine çıkartmıştır. Tabii bütün yöneticilerde olduğu gibi yanlışları da olmuştur. Sonuçta bunların kararını tarih verecektir.
Engin GÜRMEN
İstanbul Şehir Tiyatrosu Emekli Sanatçısı

